Murat Ongun’un Tutukluluğu

Tutukluluğuna Yönelik İtiraz: Somut Delil Eksikliği Tutukluluğuna Yönelik İtiraz: Somut Delil Eksikliği.İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un tutukluluğu, avukatlarının yaptığı itirazla yeni bir boyut kazandı. Ongun’un avukatları, müvekkillerinin tutuklanmasının somut delillere dayanmadığını, yalnızca soyut iddialara ve çelişkili tanık ifadelerine dayandığını belirterek tahliye talebinde bulundu. İstanbul’da İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Murat Ongun’un avukatları Prof. Dr. Köksal Bayraktar ve Serkan Günel, müvekkillerinin tutukluluğuna itiraz etmek üzere bir dilekçe sundu. Dilekçede, Ongun’un tutuklanmasına gerekçe olarak öne sürülen delillerin, somut kanıtlar yerine soyut kanaatlere ve çelişkili tanık beyanlarına dayandığı vurgulandı. İtiraz dilekçesinde, Ongun’a yönelik yürütülen soruşturmanın gizlilik kararı altında olması nedeniyle, avukatlarının tutukluluğa dayanak oluşturulan raporları ve ses kayıtlarını inceleyemedikleri ifade edildi. Bu durumun, savunma hakkını kısıtladığı ve müvekkilinin adil bir yargılama süreci geçirmesini engellediği belirtildi. Ayrıca, dilekçede yer alan ifadelere göre, Ongun’un görev tanımı gereği ihale fesat karıştırma gibi suçlamalarla suçlanmasının mümkün olmadığı ifade edilerek, somut delillerle bu suçlamaların desteklenmediği belirtildi. Gizli Tanıklar ve Çelişkili İfadeler Ongun’un avukatları, müvekkilinin tutuklanmasının temel dayanaklarından biri olarak gösterilen tanık ifadelerinin de çelişkilerle dolu olduğunu savundu. İtiraz dilekçesinde, tanıkların ifadelerinin soyut ve kanaate dayalı olduğu, somut delil sunulmadığı ve bu ifadelerin çelişkilerle ortaya koyulduğu belirtildi. Özellikle, gizli tanıkların beyanlarının sorgulanamaması ve bu kişilerin kimliklerinin açıklanmamış olması, savunma hakkını ihlal etti. Avukatlar, tanıkların kimliklerinin açıklanması ve ifadelerindeki çelişkilerin savunma makamı tarafından değerlendirilebilmesi için gerekli adımların atılmasını talep etti. Bunun yanı sıra, gizli tanık Meşe’nin, Ongun’un rüşvet aldığına dair iddiaları, HTS kayıtlarıyla çürütüldü. İddialara göre, Meşe’nin beyanları, Ongun’un Kasımpaşa’daki İBB binasında belirtilen kişilerle aynı anda bulunmadığını ortaya koyan telefon kayıtlarıyla çelişiyor. Bu durum, gizli tanığın savcılığı yanıltmış olabileceği düşüncesini güçlendiriyor. İddiaların Temelsizliği ve Hukuki Dayanak Eksikliği Dilekçede, Ongun’un liderliğinde bir suç örgütünün kurulduğu iddialarının da somut delillere dayanmayan, soyut beyanlardan ibaret olduğu vurgulandı. Öne sürülen gizli toplantılar, HTS kayıtlarıyla çürütülürken, zenginleşme iddialarının da müvekkilinin ve yakınlarının mal varlıkları üzerinden yapılan incelemelerle geçersiz olduğu ifade edildi. Ongun’un suç örgütü yöneticisi olduğu iddiasının hiçbir somut delil ve kanıtla desteklenmediği, bu durumun müvekkilinin tutuklanması için yeterli bir gerekçe oluşturmadığı dile getirildi. Ayrıca, dilekçede, Murat Ongun’un suçlamaların aksine, İBB Medya A.Ş.’deki görev tanımının yalnızca gelir getirici işlerde imzası bulunan bir yönetici olarak sınırlı olduğu, ihale sözleşmesi imzalama ya da ihale hazırlama yetkisinin bulunmadığı belirtilerek, müvekkilinin suçlamalarla bağdaştırılmasının imkansız olduğu ifade edildi. Kişisel Verilerin Çalınması Suçlaması ve Hukuka Aykırılık Ongun’a yöneltilen suçlamalar arasında, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilip pazarlanması da bulunuyor. Ancak, bu suçlama da gizli tanık Meşe’nin sunduğu ses kaydına dayanıyor. Dilekçede, ses kaydının hukuka uygun olmayan bir şekilde elde edildiği ve bu nedenle delil olarak kullanılamayacağı ifade edilerek, Ongun’un tutukluluğunun bu temelsiz iddialarla sürdürülemeyeceği belirtildi. Sonuç: Adil Yargılama ve Hukuka Uygunluk Ongun’un avukatları, müvekkilinin tutukluluğuna gerekçe gösterilen iddiaların tamamının soyut beyanlardan ibaret olduğunu, bu beyanların henüz mahkeme önünde sorgulanmamış olduğunu ve dolayısıyla hukuki geçerliliği olmadığını belirtti. İtiraz dilekçesinde, tutuklama kararının, yalnızca çelişkili tanık ifadelerine ve gizli tanıklara dayandığı, bu durumun adil bir yargılama hakkına aykırı olduğu vurgulandı. Avukatlar, müvekkillerinin tutukluluğunun haksız olduğuna ve tahliye edilmesi gerektiğine karar verilmesini talep etti.